Serseri

Eser Adı: SERSERİ

Yazar: Mahmut Yesari

Yayınevi: Milli Eğitim Bakanlığı / Telif Tiyatro Eserleri Serisi

Basım Yılı: 1964 / 88 sayfa

Fiyatı: 225 kuruş

Tür: Piyes / 3 Perde

Özet-Yorum: Nesrin Uçar 

ÖZET

Piyesin kahramanları on dört kişidir. Yalnızca bir tanesinin adı vardır, o da Macit Ağabey’dir. Serseri karakteri de o’dur. Olaylar bekâr odaları olarak kiraya verilen pansiyonlarda ve lüks bir evde geçmektedir.

Macit ağabey muharrirdir (gazeteci). Fakat düzenli bir yaşamı olmadığı için pek de makbul görülmeyen tiplerdendir. Gündüz saatlerinden içmeye başlar. Düzenli bir işte kalamaz. Bu nedenle de parası oldukça pansiyon kirasını ödeyebilen, yokluk zamanlarında ise gizliden gizliye para edebilecek eşyalarını satarak yaşamını sürdüren birisidir. İnsan yanını hiç kaybetmemiştir.

Pansiyonda küçük kız çocuğuyla yaşayan kimsesiz genç bir kadın vardır. Evlilik vaadiyle kandırılmış, çocuğu olduktan sonra da terk edilmiştir. Elindeki parası tükenince çaresiz kalmıştır. Pansiyoncu kadın ise kendisini Macit Ağabey’le beraber yaşamaya zorlamaktadır. Yoksa kaldığı odayı kiraya vereceğini söyleyerek kadının çaresizliğini daha da artırmaktadır. Macit ağabeyin odasına gider. Dişinin ağrıdığını bahane ederek bir parça rakı isteyecektir. Sohbete başlarlar. Macit ağabey pansiyoncu kadının fırsatçılığını fark ederek kimsesiz genç kadına kirasını yeni ödediği odasını bırakır ve gider.

Piyesin devamında kadının çocuğunu bırakarak zengin bir adamla evlendiğini çocuğunu ise Macit ağabeye bıraktığını öğreniriz. Aradan yıllar geçmiştir. Macit ağabey yine zar zor geçinebilmekte, yazıları gazetelerde yayınlandıkça parasını alabilmektedir. Bu arada kimsesiz genç kadının kızı büyümüş ve yatılı okulu da bitirmiştir.  Macit ağabey bundan sonrasında kimsesiz genç kadının kızına bakamayacaktır. Macit ağabey kimsesiz genç kadının kızının babasını bulur. Evin erkeği oldukça zengindir bir zamparadır. Evinde kumar oynatmakta, zengin erkekler ve kadınlar oyun aralarında birbirlerine kur yaparak randevulaşmaktadırlar. Evin erkeği’ ne kendisinin sahip çıkmadığı kızına bunca senedir babalık ettiğini artık daha fazlasını yapamayacağını söyler. Evin erkeğinin vicdanına seslenen konuşmalar yapar ama nafile. Dayak yemekten zor kurtulur. Geri döner.

Kimsesiz genç kadını bulur, kızına sahip çıkmasını söyler. Fakat kadının böyle bir niyeti olmadığı gibi kızını görmek bile istemez. Yuvasını yıkmak istemediğini söyler. Kocası bir kızı olduğunu bilmemektedir.  Macit ağabeye başladığı işi bitirmek zorunda olduğunu söyler. Macit ağabey çaresiz kimsesiz genç kadının kızına kendi kaldığı pansiyon odasında küçük bir kanepede yer ayarlar. Pansiyoncu kadına bir miktar daha kira ödemesi yapar ve yıllar öncesinin bir cümlesiyle kimsesiz genç kadının kızı odadan içeri girer. ‘Dişim ağrıyor’ der, ‘sizde rakı bulunurmuş, bir damla verir misiniz?…’

Serseri oldukça zengin cümleleri olan bir piyes. 3 perdelik bir oyun. Pansiyon odalarını, içindeki eşyasızlığı, insan ilişkilerini ve en önemlisi yoksulluğu ve çaresizliği çok iyi anlatıyor. Mahmut Yesari’ nin yalın dilini bu eserinde de görüyoruz. Pansiyon odalarından taşan müzik sesiyle zaman zaman hüzünleniyor zaman zaman kızıyoruz. Basit bir anlatımla pansiyon odalarında yaşayan insanları tanıyoruz. Dönemin değerler sistemine vurgu yapılmış bu eserde. Yoksullukta birleşilen, zenginleşince uzaklaşılan değerler. Macit ağabey piyesin en sağlam karakteri. Para ile ilişkisi mesafeli, insan ilişkilerinde ise çok verici. Dönemin değerler sistemini eleştiriyor. Aşağıdaki bölümle kahramanımızı daha kolay anlayabileceğimizi sanıyorum.

Macit, –  Bırakın, söyleyeyim. Düştün mü kimse sana el uzatmaz. Çünkü sana acıyanlar, el uzatanlar senin suç ortağın olurlar. Cemiyet onları da affetmez. Bir kadınla evlenirsin, ona acımışsındır. Onu almak, ona sahip olmak için can atanlar vardır. Gel gelelim, cesaret edemezler. Sen alırsın, o kadınla evlenir miydi derler. Bunda bir hınç gizlidir. Kadının mayası bozuktur. Boşar, kurtulursun. Serseri, evlilik nesine?… Haneberduş… Yine tezgâhın altına şilteyi serdi… Derler. İhtiyar anana bakamıyorsun. İhtiyaç içindeki akrabalarına, arkadaşlarına bakamıyorsun… Paran yoktur. Kimseye el açamazsın. Kimseye halini anlatamadığın için, herkes seni refah içinde yaşıyor sanır. Yardım etmek lazım geleceğini düşünmezler. Üstüne başına bakamazsın, sefil kıyafetine bakarlar; bu ne serserilik derler. Eline geçen para ile yarı aç yarı tok geçinirsin. Bir köşede ihtiyat paran olmadığı için, yine serseri olursun. Çalacaksın, çırpacaksın, hergelelik edeceksin; sözünü, senedini, imzanı, dostluğunu her şeyini inkar edeceksin… Kitabcı hakkını vermez çalar; o sayın bir şahsiyettir. Çünkü hak edileni vermemek, muntazam insanların, zekâ hakkıdır. ( Soluk alır.)

1 thought on “Serseri”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s